WordPress android uygulaması

Şu anda bu yazıyı wordpress Android uygulamasından yazıyorum. Gayet güzel ama biraz farklı geliyor. Zaten yazım seklimden de anlasiliyordur herhalde, biraz büyük küçük karışık oluyor ama arabada bu kadar oluyor işte idare edin. Denemek için yükledim ama hoşuma gitti silmiyorum 😀 Arada size yazarım hadi çüş…

Edit:Bilgisayardan bakınca ne kadar fazla imla hatası olduğunu gördüm dayanamadım düzelttim 😀

Yeni LYS düzenlemeri ile ilgili yayınlanan Kitapçık (İndirin)

Arkadaşlar biliyorsunuz, sınava iki hafta kala sınav sisteminde değişiklik oldu. Artık anadolu liseleri sırf anadolu lisesi oldukları için puan alamayacaklar. Anadolu lisesinde okuyan arkadaşlarım adına üzülsemde bence bunun yapılması gerekiyordu. Çünkü insanları baştan ayıklamış olmanın anlamı yok. OKS yi kaybeden LYS’yi de baştan kaybediyordu. Artık şartlar biraz daha eşitlendi. Tabii öğretmenlerin kalitesinde farkları saymazsak. Neyse fazla konuşmayayım buyrun ÖSYM’nin dün yayınlamış olduğu sınav düzenlemeri ile ilgili kitapçık:

İndirmek için tıklayın.

Futbol

Amaan pırt. Ne bu abartı yahu. Hiç bir zaman futbol’a ilgi duymadım. Hiç “Lan o maç var,bu maç var izleyelim! İdda oynayalım.” falan da demedim.

Hatta İdda nasıl oynanır onu da bilmiyorum yani. Saçma abi, millet sürekli para yatırıyor kırk yılın başında bir 50tl kazanıyor sonra “Lan ben İdda’dan 50tl kazandım.” oluyor. Abi yatırdıklarını çıkarmışsın işte abartacak bir şey yok. Fazla sevinme. 😀

İyi ki bir maç oldu artık bütün gün bunun hakkında tweet atarlar dostlarımız. Hani güzel olabiliyor maça gitmek beraber eğlenmek enerji atmak ama bilmiyorum yani, konser falan daha mantıklı sanki. Maçta sürekli birileri birilerinin anasına sövüyor, kimse rahat durmuyor ki 😀 Hani kazanan tarafın taraftarları ne kazanıyor onu da anlamıyorum.

Sonra bunun bir de muhabbet aşaması var maçtan bir hafta önce başlar, maçtan bir hafta sonraya kadar gider. İşte bizde o var sizde şu var, bu sakat şu sakar. Valla maçı kaybeden adam da kazanan adamda hiç bakmıyor parasını alıyor. Umrunda mı Dünya? 😀 Siz burada boş boş çenenizi yorun. Yani zamanını böyle şeylerden bahsetmek için harcayan insanlara acıyorum gerçekten. Bir de takımlarını nasıl savunuyorlar, kavga ediyorlar falan. Değmez. Cidden. Şuna bak yahu. Rezalet, acıyorum insanlarımıza.

Nerdeeen, nereye…

Çok erken doğmuşum diye düşünüyorum bazen. Ben doğduğumda daha bilgisayarlar emekleme aşamasındaydı. Her ne kadar erken yaşta başlamış olsam da bilgisayar kullanmaya yine de şimdikiler kadar hızlı değildim. Keşke daha erken doğsaydım da teknolojinin sınırlarını nereye kadar genişleteceğini görme fırsatım olsaydı. Evet daha çok zamanım var biliyorum ama yine de ben öldükten sonra da bir sürü şey geliştirilecek. Aklımızı başımızdan alacak ürünler üretilecek. Birisi ben ölene kadar ölümsüzlüğü bulamazsa ya da Dünya’nın sonu gelmezse mutsuz öleceğim gibi geliyor.

Bari ben yaşayamıyorum, adım yaşasın. Ben yaşamış ve ardından yok olmuş sıradan bir insan olmak istemiyorum. Ben öldükten sonra da adım yaşasın istiyorum. Biliyorum, size YGS Türkçe sorularındaki paragraflar gibi geliyor bu ama bunu gerçekten istiyorum. Belki de sıradan çocuksu bir düşünce olduğuna inanıyorsunuz. İstediğinize inanın. Hayattaki amacım yararlı bir şeyler yapmak. Neden bunu söylediğinizde insanlar size hayalperest, aklı havada ya da deli muamelesi yapıyorlar anlamıyorum. Ama kalıcı olmayı başaranlar zaten sıradan insanlara göre farklıdır ve insanlar kendilerinden farklı olanları “Deli” diye damgalamaya alışmışlardır.

Ben bu blog’u neden yazıyorum? Şu aşamada hiç bir şey üretmiyor olsamda en azından “bende varım!” demek istiyorum. Bende yaşıyorum. Etrafınızdaki sıradan insanlara bakın, kız peşinde koşan erkekler, erkeklerin dedikodusunu yapan kızlar, evde oturup kocakarı programları izleyen insanlar, iş yok diye yan gelip yatanlar, sırf bir işe girip çalışmak istemediği için boş boş takılıp baba parası yiyenlerle dolu etrafımız.

Başkasının parasıyla yaşamak, ki bu babanın parası bile olsa, çok rahatsız edici değil mi sizin içinde ? Siz kendinizi aciz hissetmiyor musunuz? Resmen üzerimde bir eziklik varmış gibi hissettiriyor bu bana…

Ölmekten hiç bir zaman korkmadım, tek korktuğum yok olmak.

Leonardo da Vinci deliyse, Steve jobs deliyse, Einstein deliyse, Galileo Galilei deliyse, Darwin deliyse, Larry page ve Sergey brin deliyse, Bill gates deliyse, Steve wozniak deliyse Evet, bende deliyim!

Delilikle dahilik arasındaki ince çizgide yürümeye çalışıyorum ama sorhoş gibiyim, çizgiye basamıyorum…