Özgüven Fazlalığı

Uzmanlar her zaman söylüyor “Kendine güven başarı için ilk adımdır.” şimdi tabiiki bu doğru bir laf buna da karşı çıkacak değilim. Ama ne olduysa bazı insanlar bunu götlerinden anlayıp kendilerini Dünya güzeli ya da Dünya’nın en zeki insanı olarak görüyorlar. Facebook veya Twitter gibi internet sitelerinde dolaşıyorsanız kesin raslamışsınızdır bu tiplere. Dünya etraflarında dönüyormuş gibi davranırlar. Bunu yazarken ara verip iki dakka dolaştım yine raslatım öyle bir insana ya da işte siz insan yerine ne diyorsanız. 😀 “İnek değilim, zekiyim.” -siktirgit manyak herif. 😀

Buna rağmen hala bu ülkede özgüven eksikliği yaşayan insanlar. Acaba diğer insanlar mı çalıyor ne yapıyor. Sürekli bastıra bastıra söylenen özgüvenin öneminden dolayı insanlar para gibi bir şey sanmaya başladılar heralde. Artık bunun televizyonlarda haberlerde söylenememesi lazım. Birazcık Alçak gönüllülüğün öneminden bahsetseler hiç fena olmaz bence. Alçak gönüllülük , özgüvenden çok daha önemli ve çok daha gerekli bir şeydir bence.

Bizim öyle öğretmenlerimiz var ki! Kadın hayatında hiç “Bilmiyorum.” cümlesini kurmamıştır. (Teknik olarak “Bilmiyorum.” cümlesi için Kurmak kelimesi doğru mu bilmiyorum çünkü zaten tek kelime. Pek bir şey kurmuş olmuyoruz yani. Hazır çorba gibi hazır çorbayı yaptığımda “Çorba yaptım.” demem ben. Ben yapmadım ki sadece kaynatıp suyla karıştırdım. Bilemiyorum yani ondan da emin değilim.) Kadın her şeyi biliyor. Bilmese bile sallıyor. “Amaan nasıl olsa bana sorduğuna göre çocuk bilmiyordur sallasam da anlamaz.” Ya da genelde bu kadar kötü niyetli değil de şöyle davrıyor olması daha muhtemeldir. Söylediği şeylerden emin değil. Ama eminmiş gibi söylüyor ama mantıklı olarak düşündüğünde doğru gibi gelen bilgiler bunlar. Bence yine de emin değilse emin olmadığını belirtmesi lazım. Öyle bir söylüyor ki “Evet! Öyle! Ben buldum!” dermiş gibi. Böyle insanlarda var malesef.

Çözüm olarak birisi güzel olmayan kızlara güzel olmadıklarını ve güzel olduklarını sanarak dolaştıklarında ne kadar itici ve iğrenç olduklarını söylemeli. Kendini başarılı bir şey sananlarında başarılarını sınamalı bu sınavla da başarılı olduklarını kanıtladıklarında başarılı olduklarını kabul etmeli ama her yerde reklam yapmayı kesmeleri lazım. Sorarsa söylersin abi niye yani? Derdiniz ne ki? Ben Lise 4’de teşekkür aldım. He çok büyük bir başarı olmadığını biliyorum ama başarıdır gelip söyledim mi kimseye? Karne nasıl diyenlere bile “iyi işte ne olsun” diyorum. Özel olarak sorarlarsa “Taktir , Teşekkür var mı?” diye o zaman söylerim. Sormazsa da söylemem. Bu söylediklerimi uyguladığınızda doğal olarak karşıdaki insanın moralli bozulur. Kendini bir bok olarak görürken birden gerçek anlamda “bok” olduklarını onlara göstermek elbette herkesin moralini bozar. Ama böyle de olmaz abi buna çözüm gerek. Kızların sürekli bir birlerini “Çok güzelsin , çok iyi olmuş “şeklinde yalanlarla mutlu etmelerinden özgüven fazlalığı artıyor gittikçe. Ben hiç bir zaman kötü bir şeye güzel demem eğer gerçekten bok gibiyse “Bok gibi olmuş” derim. Eğer sırf gerçekleri söyleyip onu uyardım diye bana küsecek bir kız varsa küssün. Kendisi kaybeder. Sürekli pohpohlayan insanı bol bulursun önemli olan doğruyu , insanların gerçekte nasıl düşündüklerini öğrenmeni sağlayan insandır. Burada kendimi yüceltmeye çalışmıyorum bunu siz de yapabilirsiniz. Öyle zor bir olay değil zaten. Birisi size “Nasıl olmuşum?” diye sorduğunda doğruyu söyleyin.

Eğer sizde bir daha sokakta bacakları gövdeniz kalınlığında olmasına rağmen dar pantolon giymeye çalışmış insanlarla karşılaşırsanız gülmeyin. Hastalıkla dalga geçilmez. Özgüven fazlalığı var onda.

 

Hayaller , İlişkiler ve Değerler

Bazen… Bir şey oluyor , moralim bozuluyor , üzülüyorum ya da pişman oluyorum biraz üzüldükten sonra da kendimi mantıklı olmaya davet edip “Aman , değer mi ? Değmez. Niye üzülüyorum ki.” diye düşünüyorum. Aslında insanın Dünya’daki saçma sapan duygusal meselelere karşı en güçlü savunma silahı mantıkdır. En duygusal açıdan çökmüş anınızda bile durup , “Bir dakikalığına mantıklı düşünelim.” diyip bunu yaparsanız zaten ne sıkıntınız kalır ne başka bir sorununuz.

Hiç bir zaman bir insandan beklentinizi yüksek tutmayın. Ne kadar yüksek tutarsanız – o gün geldiğinde – o kadar mutsuz olursunuz.

Her zaman asıl istediğinizin ne olduğunu bilin. Hem böylece seçim yapmanız daha kolay olur. Hikaye uydurmak gerekirse :

Diyelim ben Türkiye’de bir bayana aşık olmuşum. (I don´t think so either. 😀 ) Biz bu bayanla planlarımızı falan filan yapmışız ama o da ney! Bana U.S.A.’dan bir iş teklifi geliyor hemde gayet iyi bir şirkette. Tam da yapmak istediğim iş! Kıza söylüyorum “Gel gidelim , orası daha iyi rahat rahat yaşarız.” diye anlatmaya çalışıyoruz. Yok. Anlamıyor “Ben ailemden uzağa gidemem.” diyor. E yani madem kızın kararı kesin o zaman seçme şansı olan benim. Bunu “medeni insanlar gibi” konuşarak hayatta halledemezsiniz. Uzak mesafeli ilişkilerin ne kadar boka sardığını hepimiz biliyoruz zaten.

Eğer önceliklerime önceden karar vermişsem zaten seçmek zor olmaz. Bunu düşünmek için illaki böyle bir olayın başımıza gelmesini beklersek sıçtık demektir. Ben zaten kararımı verdim bir tarafta çocukluğumdan beri hayalim olan iş var , Dünya’yı değiştirmek var , öbür tarafta en fazla olsa olsa beş sene önce tanıştığım bir kız var. Ayrıca sırf kendisiyle beraber olmam için hayallerimden vazgeçmemi isteyen bir kızda bencildir zaten. Tabiiki basar giderim. Düşünmem bile hata. Türkiye’de saçma sapan bir şirketin saçma sapan bir bölümünde çalışarak ömür boyu maddi sıkıntı çekerek çekirdek ailemi geçindirmeye çalışmaktansa giderim orada doğru düzgün kaldırımları olan bir ülkede yürürüm en azından. Sırf bu yüzden bile giderim. Ümraniye’de ki kaldırımları gördünüz mü siz hiç? İnsanların ayakları takılsın diye , özel imalat. Bu kadar saçma bir şey olamaz. Ucuz diye mi yapıyorlar arasına toz toprak dolsun da maliyet azalsın diye mi anlamadım.

Yani?

  1. Birisi moralinizi bozuyorsa o insan moralinizi bozmaya değmez. Çünkü size değer vermiş olsaydı moralinizi bozmazdı. Demek ki vermiyor. Size değer vermeyene siz de değer vermeyin.
  2. Mantık her şeyin üstündedir. Duygularınıza yenik düşmeyin.
  3. Önceliklerinizi bilin.
  4. Yine konu bütünlüğünün içine sıçtım.
  5. Benden edebiyatçı olmaz.