Vegan olmayan insanlar nelerden habersiz?

1.Açlık

  1. Bu yıl Dünya çapında açlık ve kötü beslenmeden ölen  insan sayısı : 20 Milyon
  2. Eğer Amerika et tüketimini sadece %10 azaltırsa (et üretimine harcanan kaynaklar baklagil vs. üretmeye harcanırsa ör: su ve toprak) yeterli ve sağlıklı besini alabilmesi sağlanabilecek insan sayısı: 100 Milyon
  3. Amerika’da yetiştirilen mısırın insanlar tarafından tüketilen miktarı %20.
  4. Amerika’da yetiştirilen mısırın kesilmek üzere beslenen hayvanlar tarafından tüketilen miktarı %80.
  5. Amerika’da yetiştirilen yulafın kesilmek üzere beslenen hayvanlar tarafından tüketilen miktarı %95.
  6. Kesilmek üzere hayvan besleme işlemlerinde kaybolan protein: %90.
  7. Kötü veya sağlıksız beslenmeden kaynaklanan çocuk ölümlerinin sıklığı : 2.3 saniye de 1 çocuk.
  8.  Bir dönümlük* arazi de üretilebilecek patates miktarı:  40.000 pound.
  9. Bir dönümlük arazi de üretilebilecek et: 250 pound.
  10. Amerika çiftliklerinin et üretimine ayrılan kısmı %56.
  11. 1 pound et üretmek için harcanması gereken tahıl ve soya fasulyesi miktarı:  16 pound.

2. Çevresel

  1. Küresel ısınmanın sebebi: Sera etkisi.
  2. Sera etkisinin temel sebebi: Fosil yakıtların yanması ile oluşan CO2 emisyonu.
  3. Et üretiminde harcanan fosil yakıtın diğer besinlerin üretimine harcanan fosil yakıta oranı: 3 Kat
  4. Amerika’nın bu güne kadar kaybettiği tarım alanları: %75
  5. Amerika’nın bugün et üretmek için kullanılan tarım alanları: %85
  6. Amerika’nın et üreticilerine alan oluşturmak için temizlediği ormanlar: 260 milyon hektar
  7. Amerika’ya her yıl Güney ve Orta Amerika’dan ithal edilen et: 300.000.000 pound
  8. Orta Amerika’da beş yaş altı çocuklarda sağlıksız beslenme oranı: %75

3. Kanser

  1. Günlük et tüketen kadınlarda haftada bir den daha az et tüketen kadınlara oranla meme kanseri görülme riski: 3.2 kat
  2. Günlük yumurta tüketen kadınlarda hafta da bir tüketenlere oranla meme kanseri görülme riski: 2.8 kat
  3. Günlük tereyağı ve hafta da 2-4 kez peynir tüketen kadınlarda: 3.2 kat
  4. Hafta’da 3 veya daha fazla yumurta tüketen kadınlar da haftada bir den daha az tüketen kadınlara oranla ölümcül yumurtalık kanseri görülme riski: 3 kat
  5. Günlük et,yumurta,süt,peynir tüketen erkeklerde hiç tüketmeyen ya da çok az tüketen erkeklere oranla ölümcül prostat kanseri görülme riski 3.6 kat

4. Kolesterol

  1. Amerika’da ki tıp fakülteleri : 125 tane
  2. Bu fakültelerden sağlıksız beslenme ile ilgili eğitim verenler: 30 tane
  3. Ortalama bir Amerikan doktorun 4 senelik eğitiminde aldığı sağlıksız beslenme dersi: 2.5 saat
  4. Amerika’da ki en yaygın ölüm nedeni: Kalp krizi
  5. Amerika’da ki kalp krizi ölümü sıklığı: her 45 saniye de 1 kişi
  6. Ortalama bir Amerikan erkeğin kalp krizinden ölme riski : %50
  7. Et yemeyen bir Amerikan erkeğin kalp krizinden ölme riski: %15
  8. Et, yumurta, süt tüketmeyen bir Amerikan erkeğin kalp krizinden ölme riski: %4
  9. Et,süt,yumurta tüketimini %10 azaltırsanız kalp krizi riskinizi %9 oranında,%50 azaltırsanız %45 oranında azaltırsınız.Hayvansal gıdaların tüketimini tamamen bırakırsanız kalp krizinden ölme riskinizi %90 azaltmış olursunuz.
  10. Et odaklı beslenen insanların ortalama kolesterol seviyesi: 210 mg/dl
  11. Eğer kolesterol seviyesi 210 mg/dl olan bir erkek iseniz kalp hastalıklarına bağlı olarak ölme ihtimaliniz : %50 den daha fazla.

5. Antibiyotik

  1.  Amerika’da üretilen antibiyotiklerin %55′ i kesilmek üzere beslenen hayvanlar tarafından tüketiliyor.
  2. 1960 yılında stafilokokların antibiyotiğe olan direnci : %13
  3. 1988 yılında stafilokokların antibiyotiğe olan direnci : %91
  4. Avrupa Topluluğu’nun yemek için yetiştirilen hayvanlara rutin olarak antibiyotik verilmesi hakkındaki kararı: Yasak.
  5. ABD ‘nin tutumu: Sürekli ve tamamen destekleniyor.

6. Böcek ilaçları

  1.  Kesilen her 250.000 hayvandan birisi üzerinde zehirli kimyasallar içeren ilaçlar test edilmiştir.
  2. Ortalama bir annenin sütünün içerdiği DDT seviyesi : 99
  3. Ortalama bir vejetaryen annenin sütünün içerdiği DDT seviyesi : 8
  4. Et yiyen bir annenin sütünde bulunan chlorinated hydrocarbon pesticides miktarının vejetaryen bir annenin sütünde bulunan chlorinated hydrocarbon pesticides miktarına oranı: 35 kat

7. Etik

  1. ABD’de bir saat de öldürülen hayvan sayısı: 660.000
  2. ABD’de en çok işçi değişimi olan meslek: kesimhane işçisi
  3. ABD’de en çok iş kazası olan meslek: kesimhane işçisi

8. Hayatta kalmak

Dave scott : triathlon sporcusu. 6 altın madalya 3 gümüş madalya sahibi. Vegan.

*Dönüm: acre(İngiliz dönümü)

Kaynak: Diet For A New America , John Robbins

 

 

 

Saygıyı hak etmek

Saygı nedir? Öncelikle bunu bir belirtelim.

“Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram”

Pekii. Şimdi. Bu tanımı Tdk’nın web sitesinden aldım be burada bu tanımı yorumlamak gerekirse resmen saçmalık. Tanımdaki tek doğru bölüm dikkatli ve özenli davranma ve bunun bir duygu olduğudur. Çünkü zaten herkes, herkese dikkatli, özenli ve seviyeli davranmalıdır. Asıl sorun geri kalan kısım. Kimlere saygı göstereceğimizi başklarının belirlemesi. Nasıl olurda benim saygı göstereceğim insanları başkaları seçer? Şöyle bir şey var:

“Ne olursa olsun, o senin büyüğün.” Valla mı? Lan de get. İnsan istediği kadar yaşlı olsun salaksa ve saygıyı hak etmediğini düşünüyorsan göstermek zorunda değilsin. Bir de hürmet kısmı var. Ne hürmeti yahu? Bu hürmet bölümünü herkesin herkese göstermek zorunda olduğu saygı tanımından çıkarmak gerek. Aslında kimse kimseye hürmet göstermek zorunda değil. Babanız sizi yetiştirmiş ve bunu yapmak içinde ömrünün çok büyük bir bölümünü harcamış olabilir o zaman babanızın saygıyı ve hürmeti hak ettiğini düşünebilirsiniz. Ama sizden büyük olan ve ne hürmeti ne saygıyı ne de hak etmeyen insanlar var. Ne yani bu adam benden büyük diye ona saygı mı gösterecekmişim birde. Ne yapmış ki bu ? Tüketmek dışında bir fark yaratıp da bir şey bırakmış mı Dünya’ya?

Bazen Otobüsde yaşlı birisine yer verdiğimde düşünüyorum. Acaba doğru olanı mı yaptım? Acaba o adam orada oturmayı gerçekten hak ediyor mu? Acaba bu yaşa kadar ömrünü barlarda,sinemalarda,partilerde gezerek eğlenerek mi geçirdi? Acaba gerçekten doğru düşünebilen vatandaşlar mı yetiştirdi bu ülke için? Yoksa sadece evlilik dışı bir cocuğu olacağını öğrendiği için kadını bırakıp Anadoludan İstanbul’a göç eden bir köylü mü? Acaba hırsız mı? Acaba bencil mi? Yoksa çok iyi, masum, harika bir ailesi olan bir dede mi? Acaba bu yaşına gelmiş olmasına rağmen kendini geliştirmeye çalışıyor mu yoksa “tamam daha benim ömrüm bu kadar, bana dokunmayın da rahat rahat rutin hayatımı yaşayayım.” diyen cahil ve korkak birisi mi?

Bence saygı göstereceğimiz insanı kendimiz seçmeliyiz. Bence en çok saygı gösterilmesi gereken ve bunu en çok hak eden insanlar sanattçılar ve bilimadamlarıdır. Çünkü onlar bir şeyler katıyorlar hayata. Ot gibi yaşayıp gitmiyorlar. Dünya’yı daha iyi bir yer yapmaya çalışıyorlar. Şimdi insanlarda bir duyarsızlık çıkmış ki çok kötü. Her şeye “bana ne” “beni ne ilgilendirir” şeklinde bir yorum getiriyorlar. Tek yaptıkları sinemaya gitmek, gezmek tozmak, eğlenmek. Paylaşım sitelerinde de bunu destekleyen yazılar yok mu? Adamı öldürüyor. Ne saçma, ne salakça bir akımdır bu be. Herkes kendini mutlu etme derdinde, “ben mutluysam sorun yok. Hayat güzel.” diye düşünüyor.

Hiç kimse saygıyı yaşlı olduğu için hak etmez! Ancak gençliğinde çalıştığı için hak edebilir.

Ayrıca bir de değinmeden geçemeyeceğim tanımdaki “Duygu” kelimesi. Resmen duygu. Bu bir duygudur kimse sana ne hissetmen gerektiğini söyleyemez. Annen birisine saygı göstermen gerektiğini söylediğinde sen bunu hissetmezsin. Sadece yaparsın. O zaman tam anlamıyla saygı göstermiş de olmazsın. Nasıl ki birisi sana “mutlu ol” dediğinde mutlu olamayacağın gibi aslında saygılı olmuş olmazsın. Onlar senin saygılı olduğunu düşünür.

Bununla ilgili güzel bir hikaye:

İstiklal Marşımızın şairi Mehmed Akif, hastaymış. Yatıyormuş. Odasına bir ziyaretçi girmiş. “Geçmiş olsun” demiş.
Akif rahatsızlığına rağmen, saygı gereği ayaklarını toplamış.
Hal hatır faslından sonra, adam yüzünde büyük bir hayret ifadesiyle şu soruyu yöneltmiş:
– Hocam, gökkuşağının altından erkek geçerse kadın, kadın geçerse erkek olurmuş. Bu doğru mu?
Bu saçma soru üzerine Akif mırıldanarak:
– Artık ayaklarımı uzatabilirim, demiş.

Akıl yaşta değil, baştadır. : Bir kimsenin yaşı büyümekle aklı da büyümez. Nice gençler vardır ki kendilerinden çok yaşlı olanlardan daha akıllıdırlar.

Bir dahaki sefere tam olarak tanımadığınız birisinin elini öpmeden önce bir kez daha düşünün, belkide onun sizin elinizi öpmesi gerekiyordur.

Önyargıların zararları

İnsanlar bazen yeniliklere aslında her şeyin sonunu getirecek şeymiş gibi bakabiliyorlar. Bazen ise bunun zaten beş para etmez bir şey olduğunu savunuyorlar. İnsanlar yeniliğe düşmandır.İlk Iphone çıktığında bile herkes “Yaa çok saçma yaa mesaj yazılmaz onunla, o yapılmaz bu yapılmaz.” dedi herkes ama şimdi bakıyoruz herkesin elinde dokunmatik telefonlar.(Ben hariç 😀 ) Hala inat edenler var gidip Blackberry alıyor onlarda. Yakında zaten anlayacaklar çok saçma olduğunu. İşte geçmişte bir gün başka insanlar da sizin gibi düşünmüşler ve çok fena yanılmışlar. Onlardan bir kaç alıntı yapacağım burada:

  • “Radyonun geleceği yok.” -Lord Kevin, İskoçyalı fizik alimi
  • “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey zaten icat edildi.” Charless H. Duell, Amerikan Patent Dairesi Başkanı 1899
  • “Denizaltıların savaşta ne işe yarayacağını anlayamadım. En fazla, mürettebatın boğularak ölmesine neden olabilir. H.G. Wells
  • “Atlar her zaman kullanılacaktır.  Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.” Henry Ford’un talebi üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü, 1903
  • “Uçaklar hoş oyuncaklar, ama askeri bir değerleri yok.” Moreşal Ferdinand Foch, I. Dünya Savaşı’nda Fransız Orduları Başkomutanı, 1911
  • “Artistlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?” Harry M. Warner, film endüstrisi yöneticisi. (Belirttiği görüş o sıralarda yeni icat edilen sesli film üzerine) 1927
  • “Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemezler. Daryik F. Zanuck, Twenty Century Fox’un başkanı, 1944
  • “Sound’larını beğenmedim, ayrıca gitar gruplarının modası geçti.” Decca Record Plak Firması’nın bir yöneticisi. Söz ettiği grup Beatles, 1962
  • “İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için her hangi bir neden göremiyorum. Kenneth Olsen, Digitals Equipment Corp.’un (bir bilgisayar firması) başkanı, 1977
  • Bence belki de Beş bilgisayarlık bir Dünya pazarı var..IBM Başkanı Thomas Watson Sr. 1943
  • Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar..Popular Mechanics Dergisi 1949
  • İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurması da ne demek? Bence hiç kimsenin evine bilgisayar sokmak için herhangi bir geçerli nedeni olamaz..DEC Şirketi Başkanı Ken Olson 1977
  • 640 KB herkese yeter.. Bill Gates 1981 (Hotmail’deki kapasite ile ilgili)

Sanırım artık sözlerinize daha fazla dikkat edersiniz. İşin ucunda rezil olmak var. 😀

Nezaket mi, İncelik mi?

Yeni okuduğum bir kitapta çok beğendiğim bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum:

Nezaketin yanında bir de incelik vardır. Bu, başkalarının hoşlanacakları bir şeyi yapmaktan, yani nezaketten biraz üstündür.
Nezaket, iyi,temiz ve insancıl bir düşüncenin sonucudur. ve bunu candan isteyen herkes, kültürü, bilgisi, ve zakası ne olursa olsun şu veya bu şekilde nazik olmayı başarabilir.
İnceliğe gelince; bu, iyi temiz ve insancıl düşüncelerin yanında kültür ve zekaya da ihtiyaç gösteren bir davranıştır. Nazik olan şahsın incelik gösterebilmesi, iyi, güzel ve yerinde bir buluş yapabilmesi, hazırcevap olabilmesi, yani kafasını bu yünde çok çabuk işletebilmesi ile mümkündür. İşte bir kaç örnek:

  • Zengin bir ailenin oturduğu bir evin banyo dairesindeki musluklar bozulmuş. Evin hizmetçisi eskiden beri bu işi yapan tesisatçıya telefon ediyor ve bir usta göndererek muslukları tamir ettirmesini rica ediyor. Ustanın başka işi vardır. Ancak bir kaç saat sonra gelebiliyor. Hizmetçi kapıyı açıyor ve ustayı tanıdığı için, “İkinci kattaki banyo dairesine çık.”, diyor, “Bütün musluklar su kaçırıyor.”Usta banyo dairesine gidiyor, kapıyı açıyor, bir de ne görsün evin hanımı banyo yapmaktadır. Yalnız nazik bir adam olsaydı “afedersiniz hanımefendi” der ve kapıyı kapatırdı. Fakat o ince bir adam olduğu için kapıyı çekerken “Afedersiniz beyefendi.” diyor.
  • Güney Adalarına bir inceleme yapmak üzere giden bir gazeteci karı koca, yerlilerle beraber dik bir tepeye çıkıyorlar. Birdenbire gazeteci bayanın ayağı kayıyor ve aşağı yuvarlanmaya başlıyor. Bir de ne görsün, bütün yerliler kendilerini aynı şekilde tepeden aşağıya bırakıyorlar.
  • Japon İmparatoru ilk Avrupa seyehatinde İngiltere Kralı’nın konuğudur. Şerefine büyük bir ziyafet veriliyor. Meyveden sonra ellerin yıkanması için kristal kaplarda içinde bir parça limon bulunan su getiriyorlar. Japon İmparatoru farkında olmadan kabu dikiyor ve sutu bir yudumda içiyor. Bütün misafirler şaşırıyorlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Tam o sırada İngiliz Kralı da kristal su çanağını eline alıyor ve içiyor. Tabii sofradakilerin hepsi de onu taklit ediyorlar.

 

Vejetaryenlik Hakkında

Vejetaryenlik hakkında hazırladığım yazı yeni bitti. Yeni sayfa olarak ekledim. Buyrun okuyun öğrenin. Buradan ya da yukardaki menüden ulaşabilirsiniz. Hep kendinizi düşünmeyin.