Şikayet ve Tebrik

Bu ülkede insanlar sadece şikayet etmeyi biliyor. Şikayet etmek kolay tabi, bir şeyleri düzeltmeniz yada utanmanız gerekmiyor. Ama iş tebrik etmeye gelince kimse yok ortalıkta. Neden hizmet kötü olduğunda arayıp milletin anasına söverken, iyi olduğunda arayıp tebrik etmiyorsunuz. Tebrik alırlarsa iyi hizmete devam eder insanlar.

Mesela geçen gün pizza sipariş edecektim, sıkıldım bu klasik markalardan dedim değişik bir yerden sipariş vereyim. Neyse farklı, adı duyulmamış bir yerden sipariş verdim ve hayatımın en güleryüzlü kuryesi geldi. 😀 Adam normal saygılı bir şekilde teslim etti pizzayı, aldı parayı gitti. Bambi falan olsa adam suratına bakmıyor. Kafana fırlatacak utanmasa.

Neyse yedim yemeği aklımdan geçirdim “ulan acaba arayıp tebrik etsem mi?” diye. Sonra aramaya karar verdim aradım da. Telefonu açanlarda gayet nazik konuşuyorlardı tebrik ettim yetkiliyi isteyip. Daha sonra sipariş vermeye devam ettim yeni çalışanlar falan aldırlar yeni alınanlarda nazik aynı şekilde.

Bu hafta da sipariş vermiştim, normalde orta boy söylerdim dedim bu sefer büyük olsun bakalım. Büyük söyledim ama bir pizza geldi orta boy kutusunda açtım baktım ortaboydan bile daha küçük. Aradım söyledim dedim bu nedir ortaboydan bile daha küçük diye. Adam “işte hamurla ilgili bir sıkıntımız var da ondan böyle efendim.” dedi. Neyse tamam dedim kapattım. Tam pizza bitti kapı çaldı pizzacı geldi dediki “benim size getirdiğim pizza ortaboymuş karışıklık olmuş, para üstü getirdim” dedi. Ulan Burger olsa Bambi falan olsa var ya nah getirirdi onu. Bu yüzden adamlar hakediyorlar saygıyı da aldıkları parayıda.

Eğer güleryüzlülüğü sürdürürlerse bence çok büyüyebilirler. Tebrik ediyorum kendilerini.

Web sitelerine daha güzel bir tasarım gerekli aslında ama şimdilik idare eder.

http://www.pizzahits.com.tr/

Hayaller , İlişkiler ve Değerler

Bazen… Bir şey oluyor , moralim bozuluyor , üzülüyorum ya da pişman oluyorum biraz üzüldükten sonra da kendimi mantıklı olmaya davet edip “Aman , değer mi ? Değmez. Niye üzülüyorum ki.” diye düşünüyorum. Aslında insanın Dünya’daki saçma sapan duygusal meselelere karşı en güçlü savunma silahı mantıkdır. En duygusal açıdan çökmüş anınızda bile durup , “Bir dakikalığına mantıklı düşünelim.” diyip bunu yaparsanız zaten ne sıkıntınız kalır ne başka bir sorununuz.

Hiç bir zaman bir insandan beklentinizi yüksek tutmayın. Ne kadar yüksek tutarsanız – o gün geldiğinde – o kadar mutsuz olursunuz.

Her zaman asıl istediğinizin ne olduğunu bilin. Hem böylece seçim yapmanız daha kolay olur. Hikaye uydurmak gerekirse :

Diyelim ben Türkiye’de bir bayana aşık olmuşum. (I don´t think so either. 😀 ) Biz bu bayanla planlarımızı falan filan yapmışız ama o da ney! Bana U.S.A.’dan bir iş teklifi geliyor hemde gayet iyi bir şirkette. Tam da yapmak istediğim iş! Kıza söylüyorum “Gel gidelim , orası daha iyi rahat rahat yaşarız.” diye anlatmaya çalışıyoruz. Yok. Anlamıyor “Ben ailemden uzağa gidemem.” diyor. E yani madem kızın kararı kesin o zaman seçme şansı olan benim. Bunu “medeni insanlar gibi” konuşarak hayatta halledemezsiniz. Uzak mesafeli ilişkilerin ne kadar boka sardığını hepimiz biliyoruz zaten.

Eğer önceliklerime önceden karar vermişsem zaten seçmek zor olmaz. Bunu düşünmek için illaki böyle bir olayın başımıza gelmesini beklersek sıçtık demektir. Ben zaten kararımı verdim bir tarafta çocukluğumdan beri hayalim olan iş var , Dünya’yı değiştirmek var , öbür tarafta en fazla olsa olsa beş sene önce tanıştığım bir kız var. Ayrıca sırf kendisiyle beraber olmam için hayallerimden vazgeçmemi isteyen bir kızda bencildir zaten. Tabiiki basar giderim. Düşünmem bile hata. Türkiye’de saçma sapan bir şirketin saçma sapan bir bölümünde çalışarak ömür boyu maddi sıkıntı çekerek çekirdek ailemi geçindirmeye çalışmaktansa giderim orada doğru düzgün kaldırımları olan bir ülkede yürürüm en azından. Sırf bu yüzden bile giderim. Ümraniye’de ki kaldırımları gördünüz mü siz hiç? İnsanların ayakları takılsın diye , özel imalat. Bu kadar saçma bir şey olamaz. Ucuz diye mi yapıyorlar arasına toz toprak dolsun da maliyet azalsın diye mi anlamadım.

Yani?

  1. Birisi moralinizi bozuyorsa o insan moralinizi bozmaya değmez. Çünkü size değer vermiş olsaydı moralinizi bozmazdı. Demek ki vermiyor. Size değer vermeyene siz de değer vermeyin.
  2. Mantık her şeyin üstündedir. Duygularınıza yenik düşmeyin.
  3. Önceliklerinizi bilin.
  4. Yine konu bütünlüğünün içine sıçtım.
  5. Benden edebiyatçı olmaz.

Buradan Gitmek…

Youtube’da bir takip ettiğim bir kaç insan var da yükledikleri videolara bakıyorumda adamlar gerçekten çok güzel yaşıyorlar.Çevre çok güzel, mağazalar çok güzel, insanlar rahat,hava bile güzel be.Masmavi gökyüzü , sokaklarda ne insan ne araba trafiği var.İnsanlar apartmanlarda değil müstakil evlerde oturuyorlar.Her evin arka bahçesi var.Gençler eğleniyorlar , takılıyorlar bizim gibi saçma sapan sınavlarla hayatlarını kurtarmaya çalışmıyorlar.Daha 18 yaşına gelmemiş çocukları alıp en yaratıcı çağlarında gereksiz sınavlarla ömürlerini harcatıyorlar.

Gerçekten özeniyorum.Üstelik o insanlar oralarda yaşamak için bizden farklı olarak hiç bir şey yapmadılar.Tek yaptıkları doğmak.Onu bizde yaptık ama işte bazısı Florida’da doğuyor yaz kış parti ortamında bazısı İstanbul’da doğuyor.Ulan sokakta bile yürüyemiyoruz.Adamların yolları gepgeniş ya.Tek yürümeyi bırak on kişi el ele tutuşup yürüsen yine sığarsın.Ümraniye’de 800metre ilerdeki dershaneye gideceğim diye yapmadığımız akrobasi hareketi kalmıyor.Önünde yürüyen yere tükürür ötekisi suratına sigara dumanı üfler başka bir manyak eline epilasyon kağıdı tutuşturmaya çalışır.Nasıl memleket bu anlamadım.Uğruna savaştık kazandık bu mu yani?İçine sıçmak için mi kazandık?Savaşmaya gelince herkes canını dişine takıyor , çalışmaya gelince kimse kıçını kımıldatmaz.

En büyük ikinci hayalim buradan kurtulmak.İnsanların daha kültürlü daha bilgili daha iyi eğitilmiş insanların bulunduğu bir yere gitmek istiyorum.Elindekiyle yetinmeyi bilmeyen insanların olduğu yere.Elindekiyle yetinmeye çalışan , daha fazlasını istemeyen , bilgisini arttırmaya çalışmayan , kendini geliştirmekten kaçan koyun sürülerinden bıktım artık.İnsanlara anlatamıyorsun sürekli söylüyorum sürekli karşı çıkıyorlar.Yerinde sayarak yaşanmaz.Her gün aynı işi yaparak yaşamak kadar aptalca bir şey yok!Bence iyi işle kötü işin ayrımı şudur : Eğer işi iyi donatılmış bir robotun bile yapması imkansızsa o iş gerçek iştir.Burada asıl temel “yaratmak” olmalı.Eğer insansan yaratman lazım tüketmen değil!Doktorluk,muhasebecilik,eczacılık,kasiyerlik,memurluk,veznedarlık,psikologlulk vb. bunlar iş değil!Bunlar robotluk , amelelik , yaratıcılıktan yoksun ve beyin gerektirmeyen işler.He eğer derseniz ki “İyide bir doktora bir muhasebeciyede ihtiyacımız var toplum olarak” tamam haklısın yerlerine gelecek robotlar çıkana kadar onlara ihtiyacımız var ama yinede ben şahsen hayatta böyle bir işte çalışamam.Konu da dağıldı.Nereden nereye geldik iyi mi…

Değinmek istediğim başka bir konu ise ulan bu adamlar hiç bizimkiler gibi ineklemiyorlar ama her zaman bizden öndeler nasıl oluyor bu?Demek ki marifet daha iyi sınav sistemi getirmek yada daha zor soru sormak değil.Asıl başarıyı getirecek iş insanların sevdikleri işi yapmalarını sağlamak.Eğer ben fiziği seviyorsam ve fizik okumak istiyorsam bana biyoloji sorma arkadaş.Kim bilir kaç tane dehayı kendi alanlarında iyi bir üniveristeye giremedikleri için heba ettik.İnsanlar bilgisayar mühendisliği okuyup gözlükçüde çıraklık yapıyorlar.Ne işe yarar sizce bu eğitim?Belkide adamın teknolojiye acaip bir yatkınlığı vardı.Sırf başka dersleri sevmediği için gerçekten hakettiği eğitimi alamadı.Böyle gereksiz ve saçma sapan eğitim sistemleriyle bu memleket gıdım gelişemez.

Valla beni hiç ilgilendirmez.Ben buradan gitmek istiyorum.Kimsede bana “Madem sen bu memleketin nasıl yönetilmesi gerektiğini ve nerelerde hata yapıldığını biliyorsun.Burada dur da ülkeyi “kurtarmaya” yardım et.” demesin.Kimseyle uğraşamam ben peygamber değilim siyasetçi değilim beni ilgilendirmez.Bu saatten sonra da memleket falan kurtulmaz öyle bir oluşum var ki burada şirket kurmaya çalışanın ayağını kaydırırlar.Ne adelet kaldı ne bir şey.Beyinlerinizi kullanmaya ve açık fikirli olmaya karar verdiğinizde haberverin.Şimdilik ben gidiyorum ne haliniz varsa görün.Hadi bay.