Ubuntu 12.04 LTS Yayınlandı! Kurdum!

En meşhur Linux dağıtımı Ubuntu’nun 12.04 LTS sürümü Perşembe günü yayınlandı. Ben de dün kurdum şu anda size yeni bir işletim sisteminden yazıyorum.

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Pardus’un geliştirilmesinin bırakılacağına dair söylentiler çıkınca daha fazla kullanmanın anlamı yok diye düşündüm, araştırdım Ubuntu’nun yeni sürümü ne zaman çıkacak diye sonra kararımı verdim çıkınca kurarız diye. Unity’i bu sefer daha da iyileştirmişler gerçekten. Artık sol tarafda duran hızlı erişim çubuğunun boyutunu küçültüp büyülte biliyoruz. Hatta butonların yerlerini bile değiştirebiliyoruz. Biliyorsunuz Ubuntu 11.10’da böyle imkanlarımız yoktu ve “Başlatıcıya ekle” dediğimizde nereye eklerse orada kalıyordu. Artık daha da özelleştirebiliyoruz.

Şunu da belirteyim ki gayet hızlı, Windows gibi takılma, “gönder gönderme penceresi”, Virüs bulaşması, Yavaş açılması gibi sorunları yok. Windows adamı çileden çıkarıyor gerçekten. Son söylentilere göre artık mac’in de başı virüslerle belada. Kaspersky yaptığı açıklamada bir zararlı yazılımın her 5 mac’ten birinde bulunduğunu söylemiş. Kısaca Ubuntu’da hiç Virüs mü acaba? diye düşünmenize gerek yok 😀

Ayrıca Ubuntu One adlı bulut uygulaması ile bize 5GB ücretsiz depolama alanı sunuyor. Aynı Dropbox gibi ama Dropbox biraz cimri sadece 2GB ücretsiz alabiliyorsunuz. Bunu 5 yapabilmek için arkadaşlarınızı falan davet etmeniz gerekiyor. Ki bu da hiç hoş değil. Mesela Ubuntu One ‘ın bir güzel yanı diyelim bir arkadaşınıza bir dosya göndereceksiniz, dosyayı Ubuntu one klasörüne atıp paylaş diyorsunuz ve size bir link veriyor, siz de o link ile direk arkadaşınıza dosyayı gönderebiliyorsunuz.

Eğer aklınızda “Msn falan var mı ki onda?” diye bir soru varsa hiç kalmasın cevaplayayım. Evet var. Ama adı Windows Live Messenger değil. Onun yerine bütün chat adreslerinizi bir yerde toplamanızı sağlayan Pidgin var. Bu programla msn,facebook,google talk,Aim ve adını yazmaya üşendiğim bir sürü chat hesabınızı bir yerde toplayabiliyorsunuz. Dropbox ve Skype zaten Linux sürümleri bulunan programlar. Direk kurabiliyorsunuz rahatça.

İstediğiniz her uygulama Ubuntu Yazılım Merkezi’nde ücretsiz bulunuyor. Örneğin Photoshop benzeri bir program Gimp, Windows Movie Maker türevi Openshot, Vlc player, Thunderbird, Opera, Chrome, Firefox, Teamviewer, Xfire gibi gibi…

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Windows media player gibi elinize ayağınıza dolaşan, nereye sokacağınıza bir türlü karar veremediğiniz bir media playerdansa Ubuntu ile birlikte gelen Rythmbox Müzik Çalar çok daha işinize gelecektir. Çünkü isterseniz köşeden kapatın, sağ üstte size yardımcı olacak bir kısa yol var.

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Kurulu gelen bir torrent programı da bulunmakta ve işini gayet iyi yaptığını söyleyebilirim. Mesela Bittorrent ‘ de eskiden kalmış bir torrent’i kaldığı yerden devam etmesini sağlamak gerçekten zor oluyordu. Burada Torrent’i ekler eklemez eskiden kalan verileri kontrol ediyor ve kalan yerden devam ediyor yani yarım dosyaları yok sayıp da baştan indirmeye kalkışmıyor. Mesela benim format atmadan önce indirdiğimi bir şey vardı o yarım dosyayı aldım attım flash belleğe sonra Ubuntu kurulunca buraya kopyaladım, kaldığım yerden devam ediyorum şu anda.

Burada Sosyal Ağlardan bahsedersek;

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Yukarıda gördüğünüz gibi sol tarafda duran Gwibber bir sosyal ağ istemcisi. Facebook, Twitter ve daha bir çok sosyal ağ ile giriş yapabiliyorsunuz. Benim Twitterim açık şu anda Facebook kullanmıyorum o yüzden Twitter’dan online oldum. Bir kaç arkadaş ismi ve adresini sansürledim kusura bakmayın artık. 😀 Sağ tarafta duran ise Windows Live Messenger alternatifi , Ubuntu ile birlikte kurulu gelen bir mesajlaşma programı. Ortada bir konuşma penceresi açtım gördüğünüz gibi çok estetik bir görüntüsü var. Ben de bu yüzden seviyorum ya Ubuntu’yu gerçekten çok hoş görüntüye sahip.

Benim gibi sadeliği sevenler için birebir. Masaüstünüz hiç bir zaman karman çorman olmuyor. Yani masaüstüne bir şeyler koyabiliyorsunuz ama her şey o kadar düzenli ki neyi nereye koymanız gerektiğini biliyorsunuz. Windows’da olduğu gibi bir dosya indirirken nereye indireceğinizi sorduğunda eliniz girek “Masaüstü”ne gitmiyor. 😀 Yani şunca yıldır kullanırım masaüstüne en fazla 3 dosya olmuştur şimdiye kadar.

4 adet masaüstümüz olmasıda gerçekten çok güzel bir şey. Bir pencereyi oraya bir pencereyi oraya açıyorsunuz hiç kafanız karışmıyor. O altta bu üstte şu kenarda dursun diye bir şey yapmak zorunda kalmıyorsunuz. Üstelik masaüstleri arasında geçiş yaparken kullanılan efektler de çok güzel uygulanmış.Hangisinden geldiyseniz o renkli diğeleri siyah beyaz, ona geçerseniz o da renkliye dönüyor. Önemsiz bir ayrıntı neden bahsettim bilmiyorum ama benim hoşuma gidiyor.

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Şu sol üstteki butonun ne olduğunu çok merak etmiş olabilirsiniz. Bu hızlı başlat tuşu gibi bir şey windows’daki başlat gibi ama daha kolay erişim sağlıyor. Uygulamalar türlerine göre sınıflandırılmış. En son kullandıklarınız , yeni indirilenler gibi türlerde sınıflandırılıyor uygulamalarınız ve dosyalarınız.

(Büyük Halini Görmek için üzerine tıklayınız.)

Ve Ubuntu’nun en güzel özelliklerinden bir tanesi, mesela bilgisayarda takılıyorsunuz, bir dostumuz geldi “bir dakika versene bir şeye bakmam lazım” dedi. E tabii “olmaz.”,”veremem.” gibi şeyler söylersek bizi “öküz” diye tanımlamaktan geri kalmayacaktır dostumuz. Eğer “vereyim ama dur oturumu kapatayım sen ziyaretçi oturumuna gir.” dersek bu seferde bir şeyler sakladığımız ya da görmesini istemediğimiz şeyler olduğunu anlayacak. Bu gibi acil durumlar için sinsice ziyaretçi oturumuna geçmenizi sağlayan bir yol var Ubuntu’da. Hemen sol üstte kullanıcı adımızın yazdığı bölüme tıklıyoruz ve oradan “Konuk Oturumu” na basıyoruz ve Ta daa! hiç oturum kapat aç yapmadan oturum değiştirme ekranıyla karşılaşmadan oturum değiştirmiş oluyorsunuz. Ve bütün kişisel dosyalarınız diğer oturumda olduğunundan arkadaşımız kendi işini görüp gidiyor. Siz de ne yalan söylüyorsunuz ne öküzlük yapıyorsunuz.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Ubuntu kullanmak istiyorsanız kaynaklar:

Ubuntu Resmi Web Sayfası

Resmi Olmayan Ubuntu Türkçe Destek Sayfası

Magnet Nedir? Nasıl Kullanılır? Nasıl ilişkilendirilir?

Son yapılan açıklamalara göre Dünya’nın en büyük torrent paylaşım sitesi The piratebay .torrent uzantılı dosyaları indirmeye sunmayı bırakmaya karar verdi. Magnet nedir diye soracak olursanız; Magnet .torrent dosyası elimizde olmasa bile torrent’i indirmemize yardımcı olacak bir linktir aslında. Torrent Nedir? Nasıl Kullanılır? başlıklı yazımda torrent dosyaları kullanarak indirmeyi anlatmıştım. Şimdilik torrent dosyaları kaldırılmamış olduğu için oradaki anlatım geçerlidir. Torrent dosyaları kaldırıldığında ise indirmeyi Magnet ile yapmamız gerekecek bende size bu başlıkta magnet kullanımını anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle önceki konuda anlattığım kurulum işlemleri ve DNS ayarlarını aynı şekilde yapıyoruz. Sıra indirmeye geldiğinde öncelikle indireceğimiz dosyayı buluyoruz:

Bu sefer “Get Torrent File” ‘ a değil de “Get This Torrent” yazısına tıklıyoruz. Eğer tarayıcınız .magnet dosyalarını torrent programınız ile ilişkilendirmişse çok güzel bir şekilde torrent programınız açacaktır. Torrent dosyasını indirmiş gibi indirme pencereniz açılacaktır. Burada Torrent dosyasına nazaran daha az bilgi görebilirsiniz. Genellikle de dosyaları seçemezsiniz siz onaylayıp indirmeye başlattığınızda en geç bir kaç dakika içerisinde torrent programınız indirmelerin yapıldığı dizine indirdiğiniz dosyanın bir klasörünü oluşturacaktır. O zaman indirmek istemediklerinizi seçebilirsiniz.

Ama eğer ilişkilendirme yapılmamışsa Firefox’da böyle bir pencere açılır karşınıza(Diğer tarayıcılarda da muhtemelen bu tarz uyarılar çıkacaktır.):

Şimdi Firefox’u Magnetle ilişkilendirmek nasıl yapılır bende bilmiyorum açıkcası. İnternete de baktım kimse bilmiyor 😀 Ben size Magnet kullanmanın daha farklı bir yolunu anlatayım.

Eh. Madem magnet açamıyoruz bizde magnetin yerini kullanılırız. İlk resimde kırmızı kare içine alınmış “Get this torrent” yazısına sağ tıklıyoruz. Açılan seçeneklerden “Bağlantı Konumunu Kopyala” ya basıyoruz. Ardından kendi torrent programımıza gidiyoruz. Ben Pardus kullandığımdan Ktorrent uygulaması var burada ama zaten aşağı yukarı bütün torrent programlarının arayüzleri aynı. Torrent programımızın ana penceresinden “Adres Aç” diyoruz.

“Adres aç” dediğimizde açılan pencere böyle küçük bir pencere olur ve link’i girmemizi ister. Genelde torrent programları link’i otomatik olarak yapıştırır sizin yerinize.

“Tamam” diyoruz. Küçük bir hata bildirimi alabilirsiniz sorun değil biraz beklediğinizde torrentin içi açılmış olacaktır. Buna benzer bir pencere açılır karşınıza:

Tabiiki böyle sansürlü gözükmeyecek sizinki ben indirdiğim şeyin adını gizlemek için sansürledim. Buradan indirmek istediğiniz dosyaları seçip “Tamam” dediğinizde sorunsuzca indirmeye başlayabilirsiniz. Hadisene. İndirsene! Bak hala duruyor orda. 😀

Chrome sonunda Firefox’u Geçti.

Gallery

StatCounter tarafından yapılan son istatistiklere göre Chrome geride bıraktığımız Kasım ayında Firfox’a yetişmeyi başardı.Internet Explorer ise pazar payını kaybetmeye devam ediyor.Ki bence Chrome kullanıcılarının yarısından fazlası Inernet Explorer’dan göç etmekte.Her ne kadar Firefox’un pazar payının neden düştüğünü anlayamasamda bu rekabet … Continue reading